Yıllar Geçer...
Yazar: Erim Eregüler, Tarih: Cumartesi, Ağustos 13, 2011
Etiketler: erim eregüler, erim eregüler proleterburjuva, proleterburjuva, twitter
Üniversite hayatı derken kendimi internetsiz bir ortamda buldum ve buraları boşladım. Evet bloğum seni çok boşladım farkındayım kesinlikle. Hala bloğu okuyan varsa eğer.
http://twitter.com/#!/proleterburjuva
bu linkten twitter sayfasını takip edip benimle kalabilirler. yine bloglamak dileklerimle...
Eski Türkler
Yazar: Erim Eregüler, Tarih: Çarşamba, Mayıs 19, 2010
Etiketler: atlas, atlas dergisi, eski türkler, göktürkler, hunlar, islamiyet öncesi türkler, islamiyet öncesi türklerin yaşayışı, türkler, uygurlar, çinler
1980 lerden kalma bir Atlas Dergisi nin o zaman verdiği bir posterde yazılanlardı bu. Çok ilgimizi çekmişti ve 3 arkadaş oturduk yazdık. İslamiyet öncesi Türklerin yaşayışları, inanışları, törenleri...
---------------------------------------------------------------------------------
Asya Bozkırlarının hırçın çocuklarındandı Türkler. Doğa onlara bu uçsuz bucaksız toprakların efendisi olmak için gereken her şeyi, fiziki yapıyı, savaşçı ruhu ve en uygun hayat tarzını verdi. Karanlıkta çakan bir şimşek gibi dünya tarihine damgalarını vurdular. En güzel otlakları ele geçirmek için itişip kakıştılar. Hem yerleşik hem de kendileri gibi göçebe kavimlerle sonu gelmez savaşlara girip çıktılar. Sürekli yer değiştirip bazen asırlar süren büyük göç dalgaları halinde Sarı Nehir den Tuna'ya uzanan binlerce kilometrelik toprakları kat ettiler. Göz açıp kapayana kadar imparatorluklar kurdular. Göz açıp kapayana kadar da dağıldılar. Hunlar, Tabgaçlar, Göktürkler, Uygurlar, Kırgızlar, Türgişler, Oğuzlar, Bulgarlar ve daha bir çok kavim. Gök dinleri ve şamanistlik inançlarıyla, bozkırın bahsettiği tüm hayat tarzıyla, kuşaktan kuşağa aktarılan töreleriyle, arandığında bugün bile izleri bulunabilen çarpıcı bir kültür yarattılar.
Bozkır Demokrasisi
Türklerde han seçiminde sembolik ve dini anlamı olan bazı törenler düzenlediği anlatılır. Bu birbirinden ilginç sınama törenlerinin en yaygını, keçe üzerine oturtulan han adayının batıra doğru dokuz kez çevrilmesiydi. Bu işlemden sonra ipek bir kumaşla boğazı sıkılırdı. Ve neredeyse baygın hale gelmiş adaya kaç yıl hükümdar olacağı sorulurdu. Çıkan seslerden ne kadar hükümdarlık yapacağını anlamaya çalışırlardı. Örneğin, Çin kaynaklarında Göktürk sülalesinin kurucusunun kardeşleriyle katıldığı sınamada en yükseğe sıçrayacak han seçildiğinden söz edilir.
Kendini Gösterme Sanatı
Özellikle savaş yeteneği ve askeri gücü geliştiren sporlar proto-Türklerden ve Hunlardan itibaren Türkler arasında yaygınlık kazandı. Sürek avı, at yarışı, okçuluk, at ve deve güreşleri, gürev ve akrobasi bu sporlardan bazılarıdır. Akrobasi, sportif anlamının dışında bir bayram, festival gibi özel günlerde eğlendirici bir özellik de taşıyordu. Hun ve Göktürk cambazları ile tehlikeli gösteriler yapan akrobatların betimlediği bazı heykeller bulunmuştur.
Uygur Neşesi
Uygur hükümdarı Aslan Kağan'a gelen bir Çin elçisi Uygurlarda müziğe büyük bir ilgi olduğunu anlatır. Yine elçinin dediğine göre yaşamlarından müzik eksik olmayan Uygurların saza benzer iki çalgıları vardı ve müzik aletlerini hiçbir zaman yanlarından ayırmazlardı.
Küçük "YURT"
Çok eskiden beri yaygın olan mesken çadırdı. En gelişkin tipi ise "yurt" tu. Kubbe kısmındaki açıklık belirli zamanlarda kapatılır, ama genellikle ortada bulunan ocağın dumanının çıkması için de açık bırakılırdı.
Labirentteki Kağan
Bazı Hun mezarlarında küçük masalar üzerinde, ölünün öbür dünyada yemesi için tabaklar ve kazanlar içine et parçaları konuşduğuna da rastlanmıştır. Büyük kurganlarda çoğu kez birinden diğerine dehlizlerle ulaşılabilen farklı seviyelerde mezar odaları bulunuyor ya da alt alta iki ya da üç kat olabiliyordu. Cesedin konulduğu lahit ise ulaşılması en zor olan odataş döşemeliydi.
Kola İşlenen Sır
Kurganlarda mumyalanmış olarak ele geçen cesetlerin bazılarında vücudunun çeşitli yerlerine yapılmış dövmelerin eski törenlerde estetik kaygıların bir anlam taşıyıp taşımadığı henüz bilinmiyor.
İmrenilen Savaşçı
Süvariler ve atları örme demir, deri veya ahşaptan yapılan ve vücudunun kol, diz ve karın bölgelerinde yoğunlayan ince plakalarla kaplı zırhlar giyerlerdi. Bir tulga bulunurdu. Bu tulgaya rütbe işareti olarak tüy takılırdı. Türklerin en çok savaştığı milletlerden Çinliler zaman zaman hun askeri kıyafetlerini araç ve silahlarını örnek alarak kendi ordularında reform yapmak gereği duymuşlardır.
Geçmişe Gömülen Tören
Eski Türklerde cenaze törenleri(yuğ) hakkındaki en erken tarihli bilgileri Çin kaynaklarında buluyoruz. Çin sülalelerinin resmi tarihlerinde yer alan bu bilgilerin bir kısmı Hunlara, büyük bir kısmı Göktürklere ilişkin. Örneğin; Hunların ahşap tabut kullandıklarını, bunları altın ve gümüş işlemeli kumaşlarla veya kürklerle örttüklerini bu kaynaklardan öğreniyoruz. Çin kaynaklarında yer alan; ancak tartışılabilir olan bir konu ise başka kişilerin de öldürülüp ölen kişiyle birlikte gömülmesi.
Ölüyle Sunulan Yaşam
Öbür dünyada yaşayacağına inanıldığından ölen kişinin iç organları çıkarılarak mumyalanırdı. Ceset ağaçtan oyulmuş lahit içine sırt üstü veya başı doğuya yönelmiş şekilde yan yatırılırdı. Hunların ahşap lahitlerini altın ve gümüş işlemeli kumaşlarla, kürklerle örttüğü anlatılır. Ölenin sevdiği at, silah, günlük hayatta kullandığı çeşitli eşyalar ve takılar da mezara konurdu. Mezar sahibinin en sevdiği atın ve kullandığı eşyaların yakılıp belli bir günde mezara konduğuna dair bilgiler var. Ancak arkeolojik kazılarda ele geçen bazı bulgulardan atların kurban edilerek gömüldüğü anlaşılıyor. Kurganlardaki mezar odalarının yapımında çok sayıda karaçam tomruğu kullanılmıştır. Bunlar çivisiz olarak birbirine geçiriliyordu. Mezar odası kat kat tomruklarla örtüldükten sonra üzeri dallar, ağaç kökleri, taş ve toprak yığını ile kapatılıyordu.
Ölüm Mevsimi
Göktürkler ölülerini bir süre çadırda bekletirlerdi. İlkbaharda ölenleri sonbaharda, kışın ölenleri ise ilkbaharda gömerlerdi.
Bağlılık Tutamı
Hun kurganlarında kesilip bir başlığa takılmış ya da at kuyruğu şeklinde bağlanmış kadın saçları bulundu. Bu kesik saçlar yas ve bağlılık ifade ediyordu.
Rüzgarda Dalgalanan Tözler
Cenaze törenlerine katılanlar geldikleri ülkeyi ve kavmi temsil eden tuğ veya töz taşırdı. Bunlar bir sırık üzerine dikilen deri veya renkli kumaş parçalarından olur.
Yas Sofrası
Cenaza yemeği için yerlere uzun keçe örtüler serilir veya masalar kurulurdu. Yemek yenilen alanın üzeri bazen gölgeliklerle örtülürdü.
Koruyucu Tepeler
Yer altına inşa edilen kare veya dikdörtgen şeklinde bir mezar yapısının üzerinde taş ve toprak yığılarak oluşturulan bir tepeden ibaret kurganlar. Aslında "kurgan" yalnızca mezar odasının üzerindeki Orta Asya'da neolitik çağdan beri koruyucu tepeye verilen ad ve "korugan" kelimesinden geliyor.
Kurban Kazanları
Yuğ törenlerinde at ve koyunların kurban edildiği ve büyük bölümün merasim sırasında yendiği biliniyor. kazanlarda pişen etler kişilerin rütbesine göre dağıtılırdı. Bazı kurganlarda yuğ merasiminden artan binlerce hayvan kemiği bulundu.
Acıyla Kesilen Kuyruk
At kuyruklarının düğümlenmesi, kesilmesi ya da örülmesi eski Türklerde yas ifadesiydi. Kurganlarda örülü ya da kesilmiş at kuyruklarına rastlandı.
Kan Ağlamak
Göktürklerde ve belki de Hunlarda ölenin akrabalarının cesedin bekletildiği çadırın kapısı önünde yüzlerini bıçakla kesip kan ağladıkları Çin kaynaklarından biliniyor. böylece yüzden kan ve yaş birbirine karışarak akıyordu. Bu da ölen kişinin ölemini ve ölümün doğurduğu büyük üzüntüyü anlatıyordu. Yuğ törenlerinin bir parçası olan bu gelenek sonraki devirlerde de devam etmiş, günümüze kadar "kan ağlama" ifadesiyle ulaşmıştır.
Ölüye Gelen Hediye Kervanı
Eski Türklerde devlet idaresinde söz sahibi kişilerin cenaze töreni kalabalık ve görkemli olurdu. Ölenin yakınları, akrabaları dışında devletin, boyun ileri gelenleri ve yakın ülkeleri temsil eden kişiler de hukuken törene katılmak zorundaydı. Gelenlerin ölü için hediyeler ve törenlerde kurban edilmek üzere hayvanlar getirdikleri de anlaşılmakta.
Öldüren Sevgi
Türklerde insan kurbanlarından söz etmek pek mümkün görünmüyor. Ama bazı kurganlarda gömü ile beraber kadın ve hizmetkar cesetlerine rastlanması bu kişilerin o sırada öldüğüne ya da kendini öldürdüğüne işaret edilebilir. Örneğin; Çin yıllıklarında Göktürklerle ilgili olarak çok sevdiği bir kağanı yitirdiğinde veziri de kendisini öldürdüğü belirtiliyor.
---------------------------------------------------------------------------------
Dış Filtre Yapımı
Yazar: Erim Eregüler, Tarih: Perşembe, Nisan 08, 2010
Etiketler: dıy, diy, dıy dış filtre, dış filtre, dış filtre yapımı, filtre, kendin yap
Düşük maliyete, hata evinizde bile bulabileceğiniz malzemelerle dış filtre yapımı.
Hortum
Havya
Plastik kap
Silikon
Teflon Band
Silikon
Vantuz
İç malzemeler;
Lav taşı
Elyaf
Sünger
Seramik
Plastik kabı alttan ve kapaktan hortum aparatı girecek şekilde havya yardımı ile delip aparatları takıyoruz. Su kaçırmasın diye etrafını silikonlayıp bekliyoruz. İyice kuruduktan sonra sonra içini doldurmaya başlıyoruz.(Önce test edin hava ya da su kaçırıyor mu diye)

Seramikler
Kırpılmış sünger(Biyolojik sünger olsa daha iyi olur)
Lav taşı
Üzerine elyaf
Kapaktan su kaçmasın diye telfon bandı iyice kapağa sarıp öyle kapatıyoruz.
Sonra kafa motorunu hallediyoruz
Hava, su vs. birşey kaçırmasın diye ince hortum takıp içini silikon doldurdum
Ve mutlu son ![]()



Ya da alternatif olarak aynı sistemin küçüğünü akvaryumunuzun içine yapabilirsiniz...
Su Kaplumbağası Beslemek
Yazar: Erim Eregüler, Tarih: Çarşamba, Nisan 07, 2010
Etiketler: kaplumbağa, kaplumbağa beslemek, sera, sera raffy ı, sera raffy p, su kaplumbağası, turtle, turtleturk
Bildiğiniz üzere neredeyse her petshop ta su kaplumbağası satılmaktadır. Ancak su kaplumbağalarına gerekli özeni göstermeyen petshoplar, kaplumbağa alacak kişiyi de bilgilendirmezler. Bir ölüm fanusu ve yanında çok kötü bir yemle beraber sizi eve gönderirler. Bu yazıda aslında çok uzun yıllar yaşayabilen ama petshopların bilgi vermemesi üzerine bir kaç ayda ölen dostlarımız kaplumbağaların ev ortamında uzunca yaşayabilmeleri için bilgiler vereceğim. Öncelikle kaplumbağa almadan önce bir akvaryum kurulmalı. Kaplumbağalar sadece suda yaşayamadığı için onlara bir de kuru alan yapmanız gerekiyor. Kuru alan için şu arkadaşı izleyebilirsiniz. Bir kaç kuru alan örneği.

Kuru alan yaparken dikkat edeceğiniz şey suyun seviyesi. Su seviyesini ne kadar yüksek tutarsanız o kadar iyi olur. O yüzden vantuzla kuru alan yapabilirsiniz vidyodaki gibi ya da asma kuru alan fotoğraftaki gibi. Tabii ki en güzeli akvaryum dışı kuru alan. İşte benim akvaryum dışı kuru alanım.

10 Kasım 193∞
Yazar: Erim Eregüler, Tarih: Salı, Kasım 10, 2009
Etiketler: 10 Kasım, 1881 - 193∞, atatürk, Mustafa Kemal Atatürk
Atatürk'ü bir kez daha özlemle, hasretle anıyoruz. Atam her zaman izindeyiz ! Devrimlerini yaşatıp, koruyacamıza yemin ederiz. Ne Mutlu Türküm Diyene !
Youtube u olmayanlar için ---- > 10. Yıl Nutku
10. YIL NUTKU
Türk Milleti!
Kurtuluş savaşına başladığımızın onbeşinci yılındayız. Bugün,Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu, en büyük bayramdır.
Kutlu olsun!
Bu anda büyük Türk Milletinin bir ferdi olarak bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.
Yurtdaşlarım!
Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk Kültürü olan, Türkiye Cumhuriyeti'dir.
Bundaki muvaffakiyeti Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak, azimkarane yürümesine borçluyuz.
Fakat yaptıklarımızı asla kafi göremeyiz çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. Yurdumuzu, dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Milli kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız.
Bunun için, bizce zaman ölçüsü geçmiş asırların gevşetici zihniyetine göre değil; asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir.
Geçen zamana nisbetle, daha çok çalışacağız. Daha az zamanda, daha büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur.
Çünkü Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır, Türk milleti zekidir. Çünkü, Türk milleti, milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin, yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir.
Şunu da ehemmiyetle tebarüz ettirmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihi bir vasfı da, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtri zekasını, ilme bağlılığını güzel sanatlara sevgisini, milli birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besliyerek inkişaf ettirmek, milli ülkümüzdür.
Türk milletine çok yakışan bu ülkü, onu, bütün beşeriyette hakiki huzurun temini yolunda, kendine düşen medeni vazifeyi yapmakta, muvaffak kılacaktır.
Büyük Türk Milleti, on beş yıldan beri muvaffakiyet vaad eden çok sözlerimi işitin. Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiç birinde, milletimin hakkımdaki itimadını sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım.
Bugün, aynı inan ve kat’iyetle söylüyorum ki, milli ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milletinin, büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır.
Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafıyla, atinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.
Türk Milleti!
Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük bayramını, daha büyük şereflerle saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı, gönülden dilerim.
Ne mutlu Türküm diyene.!
Kedi ile Köpek
Yazar: Erim Eregüler, Tarih: Salı, Kasım 10, 2009
Etiketler: fabl, kedi, kedi köpek, köpek, la fontaine
Kedi ve köpek çok iyi iki dostmuş. Sokaklarda hep beraber gezer, beraber dolaşırlarmış.Yedikleri içtikleri, açlıkları susuzlukları ayrı gitmezmiş..
Bir gün köpek kediyi, diğer gün kedi köpeği korurmuş sokakların acımasızlığından. Çünkü insanlar onları sevmiyorlar, hor görüp tekmeliyorlarmış. Hayatları böyle geçip giderken kış gelmiş, yapraklar dökülmüş... Hava buz gibi soğuk, aylardan Ocak'mış. Kedi yemek bulmaya gitmiş. Gidiş o gidiş. Kedi geri dönmemiş. Meraklanan köpek:
- Nerede kaldı acaba bu saate kadar dönmedi? Bir aramaya çıkayım.
demiş. Aramış taramış, aramış taramış en sonunda bulmuş. Kedicik bir çöplüğün altında donakalmış. Sığınacakları gidecekleri hiçbir yer olmadığı için köpek onu almış bir apartmanın bodrum katına götürmüş. Köpek büyük olduğu için apartmanın bodrum katında yaşamamış. Köpek yadırganır insanlar tarafından ama kedi küçük bir şey demezler diye düşünmüş. Her gün köpek gizlice apartmana gidip kediye yemek ve su getiriyormuş. Böyle bütün kış boyunca devam etmiş köpek ve kedi iyileşmiş. Bahar ayları gelmiş, çatmış.. Kedi kafasını dışarı çıkarınca dışarıda bir güzel hava, kuşlar böcekler cıvıl cıvıl, sıcacık bir ilk bahar günü. Aylardan da Mart'mış. Ve kedi kendini bu güzel havaya iyice kaptırmış apartmandan uzaklaşmış. Köpek yine yemek ve su bulup apartmana geldiğinde kediyi görememiş. Kendi kendine:
- Bir yere gitmiştir.
demiş. Ve beklemiş, beklemiş, beklemiş. Ne gelen var ne giden. Bu arada bizim kedi dişi kedilerle gününü gün ediyor, arkadaşı hiç aklına gelmiyormuş. Bir dişi, iki dişi, üç dişi derken iyice bir arkadaş çevresi edinmiş. Bu durum hep böyle kalacak değil ya, Mart ayı bitmiş. Kedinin etrafında ne bir arkadaşı ne de bir dişi kedi kalmış. Eee ne demişler " Tilkinin dönüp dolaşıp gelceği yer yine kürkçü dükkanı " apartmanın bodrum katına geri dönmüş. Nası olsa köpek gelir ona yemek getirir diye beklemiş beklemiş ama kimse gelmemiş.
Apartmandan çıkıp her yerde aramış köpeği. Aramış, aramış... Hiçbir yerde bulamamış. Ve sokaktaki başka köpeklerden öğrenmiş ki köpek belediye tarafından uyutulmuş. Yani öldürülmüş. Dişi kediler, geçici ortamlar yüzünden kendisine bu kadar iyilik yapan, hayatını kurtaran arkadaşı aklına bile gelmeyen kedi çok üzülmüş. Günlerce yas tutmuş ve şunu anlamış ki: " Geçici ortamlar, geçici ilişkiler için arkadaşlık hiçe sayılamaz. " Öyle ya hayatını kurtaran arkadaşı köpeğe geçici ilişkileri yüzünden teşekkür bile edememiş.
Erim Eregüler
Öylesine yazdığım bir fabl beğenirsiniz umarım :)
Yıldönümlerinde ustaları anmamak çok büyük ayıp olurdu. Koca Türkiye'de müzik yapan 2 kişiyi ve gruplarını sevdim.. Cem Karaca ve Moğollar, Barış Manço ve Kurtalan Ekspres.. Özlediğim iki adam. Öyle büyüktü ki yaptıkları, öyle özeldi ki.
Cem Karaca'nın müziği, insanlara yaklaşımı "Merhaba gençler ve her zaman genç kalanlar" diye konserlerine başlaması. Barış Manço'nun insan sevgisi, hayvan sevgisi, doğa sevgisi kısacası canlı sevgisi.. Tüm dünyayı gezmesi, Japonya'da halk kahramanı gibi görülmesi.. En güzeli de Adam Olacak Çocuk programıydı. Benim çocukluğumda, gençliğimde Cem ve Barış abinin çok büyük yeri var. Ve kısa sürede öyle büyük bir yer edindiler ki, onlar sonsuzluğa uçtuğunda kimse böylesine boşluk bırakmamıştı bende. Ve bu boşluk asla dolmayacak. Rahat uyuyun üstadlarım. Sizi her zaman yaşamak ve yaşatmak dileğiyle.
Hayat uzun ince bir yol..
Müzikli Testere
Yazar: Erim Eregüler, Tarih: Cuma, Şubat 06, 2009
Etiketler: musical saw, müzikli testere, saw, testere
Musical Saw yani müzikli testere. Bildiğimiz testere yav. Çook şaşırdım, hangi aklın ürünüdür testereyi müzik aleti olarka kullanmak..? Ve uzun yıllardır olan bir şeymiş. Bugüne kadar duymadığım için kendimde bir eksiklik hissettim.
Gördüğünüz üzere bükülerek ve keman yayı ile çalınıyor. Büktükçe daha ince ses çıkartıyor. Ve karşımıza bir enstrüman olarak testere çıkıyor:)Müzikli testerenin tarihi 17. yüzyıllara dayanıyor ve 20. yy başlarında Avrupa ve Amerika'da en popüler yıllarını yaşamış müzikli testere. En bilindik isimlerden biri de Marlene Dietrich. II. Dünya Savaşı sırasında askerlere moral vermek için testere çalarmış.
Şurda testere çalmak ile ilgili bir çok vidyo bulunmakta. Rastladığım anda ben de çalmak isterim. Araştırmalara başlıyım en iyisi hemen..:)
Bence çok büyüleyici bir ses..:)

